Genel Kültür

Ayşe Celile Hanım İlk Türk Kadın Ressam

Merhaba Sevgili Gelişen Kariyerim okuyucuları. Umarım sağlıklı ve mutlusunuzdur. Son yazımda sanat alanında kadınların öncüsü olan Meral Menderes’ten bahsetmiştim. Bu sefer de Cumhuriyet Dönemi şairlerinden Nazım Hikmet’in annesi Ayşe Celile Hanım’dan bahsedelim istiyorum. Hadi gelin Ayşe Celile Hanım ve onun hayatına bakalım.

Celile Hikmet önemli Türk ressamlarından biridir. Nazım Hikmet’in annesi ve aynı zamanda da Oktay Rıfat’ın teyzesidir. 1880 yılında Selanik’te doğmuş ve 1956 yılında Ankara’da ölmüştür.

Yaşamı

Ayşe Celile, babasının görevi nedeniyle bulundukları 1880 yılında Selanik’te dünyaya geldi. Babası eğitimci Hasan Enver Paşa annesi ise Alman kökenli Osmanlı generali Mehmet Ali Paşa’nın kızı olan Leyla Hanım’dır. Evde özel öğrenim görerek yetiştirilen Ayşe Celile Hanım, babasının Sultan Abdülhamit’in yaveri olduğu sırada saray ressamı Fausto Zonaro’dan resim dersleri de almıştır. Pastel renklerin hâkim olduğu resimler yapmıştır. Daha çok akrabalarını ve dostlarını çizmiştir. Gençlik yıllarında Celile Enver adı ile tanındı.

“Üretken bir sanatçı olması dolayısıyla çok sayıda resim üreten Celile Hanım, bunların çoğunu etrafındakilere seve seve dağıtır. Bu yüzden aile çevresi dışında da çok sayıda resmi bulunmaktadır. Özellikle hamam resimlerine çok sayıda talep gelir. Ancak, hamam resimlerini verirken bir koşul öne sürer Celile Hanım: “Bunu yatak odasına değil salona asın lütfen”.

(Murat Germen, Celile Hanım, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 2001, s.102)

1900 yılında Şair Nazım Paşa’nın oğlu olan Hikmet Bey ile evlendi ve Celile Hikmet adını aldı. Hariciye Nezareti’nde memur olan Hikmet Bey ile evlendikten sonra 1901 yılında ilk çocukları olan Nazım dünyaya geldi. İkinci çocukları olan İbrahim Ali ise kuşpalazından öldü. Daha sonra taşındıkları Halep’te Samiye adında kızları 1907 yılında dünyaya geldi. 1917 yılında şiddetli geçimsizlik nedeni ile Hikmet Bey’den ayrılan Ayşe Celile Hanım daha sonralarda Yahya Kemal ile büyük bir aşk yaşadı. Fakat bu aşk evlilikle sonuçlanmadığından üzüntüsünden Paris’e gitti ve resimle ilgilendi. İstanbul’a döndükten sonra karma sergilere katıldı ve kişisel sergiler de açtı. İbrahim Bey adında bir kaymakamla kısa süren bir evliliği daha oldu. Soyadı Kanunu’ndan sonra da ‘’Uğuraldım’’ soyadını aldı. Son yıllarında gözlerini kaybeden sanatçı 1956 yılında Ankara’da yaşamını yitirdi.

  • 1940 Adana Halkevi Sergisi
  • 1956 Ankara Sergisi
  • 1988 Bakırköy Sanat Merkezi ( Kişisel sergisidir. )

Yahya Kemal ve Ayşe Celile Hanım’ın Büyük Aşkı

Yahya Kemal ile Celile Hanım’ın yolu, 1916 yılında bir Bektaşi dergahında kesişti.  İkisinin de Bektaşilik ile ilgisi yoktu. Yahya Kemal’i Yakup Kadri, Celile Hanım’ı ise bir dostu oraya götürmüştü. Celile Hanım eşi Hikmet Bey’den ayrılmak üzereydi. Yahya Kemal ise bekardı ve ilk görüşte aşık olmuştu. O karşılaşmadan sonra ikili arasında aşk başladı. Eşinden boşanan Ayşe Celile Hanım, kendisinden dört yaş küçük olan Yahya Kemal’e gönlünü kaptırmıştır. Aslında iki aşık arasında zaten bir bağ vardı. Celile Hanım’ın oğlu Nazım Hikmet, Heybeliada Bahriye Mektebi’nde Yahya Kemal’in öğrencisi olmuştu.  Nazım Hikmet hafta sonları annesinin yanında Yahya Kemal’den özel ders alıyordu. Bu dersler sırasında ikili arasındaki ilişkiyi anlayan Nazım Hikmet, sevgililere ilk darbeyi şu sözlerle vurdu. Bir gün ders için eve gelen hocasının cebine şu not bıraktı:

‘’Hocam olarak girdiğiniz bu eve babam olarak giremezsiniz!’’

Nazım Hikmet

Bu karşıtlığa rağmen Celile Hanım vazgeçmedi. Hatta evlilik hazırlıklarını bile tamamladı. Damatlık gömlekler bohçalanmış yeni ev için eşyalar alınmış eşe dosta haber verilmiştir. Ve bir sabah Ayşe Celile Hanım’a gelen mektup, bu büyük aşkı tamamen sona erdirdi.

Celile Hanım’ın hayalini kurduğu evlilik gerçekleşmedi. Yahya Kemal hep kaçtı. Ve bir veda mektubu geldi Celile Hanım’a evlilik teklifinden ziyade. Güçlü kadındır. Paris’e gidip resim üzerine eğitimler aldı, resme odaklandı.

Celile Hanım’ın gemiyle uzaklaşmasını çaresizlikle izleyen Yahya Kemal, ölüm üzerine yazdığı sanılan şu dizeleri kaleme alır:

“Artık demir almak günü gelmişse zamandan,
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.

Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.”

Yıllar sonra…

Ayşe Celile Hanım
” Aşkından vazgeçemediğim kadının, o veda gecesi nadide göğsünden aldığım çiçektir…”

Yıllar sonra yaşanan iki olay ise tam anlamıyla bu aşka yapılan ihaneti gösteriyordu. Oğlu Nazım Hikmet artık tanınmış bir şairdi ve siyasi görüşleri nedeniyle tutuklanmıştı. Fakat bu mektuba hiçbir zaman dönüş yapılmadı. Yahya Kemal ise eski aşkını yüzüstü bırakmıştı. İkinci olay ise 1950 yılında yaşanmıştı. Celile Hanım hapiste olan oğlu için Galata Köprüsü’nde açlık grevine başladı. Önünden geçmekte olan Yahya Kemal de onu gördü fakat görmemezlikten geldi. 1956 yılında Celile Hanım hayatını kaybetti. İki yıl sonra ise Yahya Kemal hayata gözlerini yumdu. Geriye sadece defterin arasından çıkan gül ve bir not kaldı. ”Aşkından vazgeçemediğim kadının, o veda gecesi nadide göğsünden aldığım çiçektir… 1919.’’

Nazım Hikmet'in annesi, Yahya Kemal'in sevgilisi...
Ela Gözlü Pars Celile

Aradan yıllar geçer İstanbul’a dönen Celile Hanım artık yaşlanmıştır. Celile Hanım’ın, dillere destan olan güzelliğinden geriye artık iyi göremeyen ela gözleri kalmıştır…

Bozulan gözlerine rağmen üç gözlüğü üst üste takarak resimlerini çizen bir ressamdır Celile Hanım. Hapishanelerde açlık grevi yapan oğluyla birlikte aç kalan bir annedir. Hayatta çeşitli zorluklar yaşamış ancak hiçbir zaman vazgeçmemiştir.

Dünyaca ünlü şairimiz Nazım Hikmetin cezaevi günlerini ve sürgünleri boyunca desteğini gördüğü ressam annesi Celile Hanım’ın yaşam öyküsünden bahseden Osman Balcıgil’in ”Ben Celile Nazım Hikmet’in Annesi” adlı kitabı okumanızı tavsiye ederim.

Yazımı Nazım Hikmet’in şu dizeleri ile bitirmek istiyorum;

”Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey

Dünyanın en güzel sesinden

En güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey

Fakat artık ümit yetmiyor bana,

Ben artık şarkı dinlemek değil

Şarkı söylemek istiyorum…”

Umarım bu yazımı da beğenmiş zevkle okumuşsunuzdur. Daha nice öncü kadınları okumak, anlamak dileğiyle… Sağlıcakla kalın. 🙂

Diğer yazılarımızı buradan okuyabilir ve paylaşabilirsiniz.

Postmodern Roman Nedir?

Sana Gül Bahçesi Vadetmedim – Şizofreni

Meral Menderes İlk Kadın Opera Sanatçısı

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu