Hakkımızda1

Simyadan Kimyaya Tarihi Yolculuk Simya Nedir?

Merhaba Gelişen Kariyerim okuru. Bu yazımda günlük hayatta kullandığımız birçok maddeyi bulan, Modern Kimyanın temellerini atmış bir sistem olan Simyadan bahsedeceğim. Simya, Simyacılık, Kimya, Modern Kimya gibi birçok kavramı merak ediyorsan haydi yazıya geçelim. Şimdiden keyifli okumalar diliyorum.

Simya ve Simyacılık Nedir?

Simya; günümüzde kullandığımız Modern Kimyanın temellerini atan, etkisini 17. yüzyıla kadar devam ettirmiş (tahminen 2500 yıl), maddelerin birbirlerine karıştırılarak değiştirilmeye çalışmasını amaçlayan sisteme Simya denir. Peki neden bilim değil de sistem dediğimizi sorarsınız, Simya deneme- yanılma yoluna dayanır, teorik bir temele sahip değildir. Bu yüzden sistemli bir bilgi birikimine de sahip değildi. Bu yüzden Simyayı bir bilim olarak kabul edemiyoruz fakat Simyanın zamanla Kimyaya dönüşümü, Kimya biliminin Simyadan farklı olarak sistemli bir bilgi birikimi içermesi, teorik bir temele dayanması Kimya’yı bir bilim olarak kabul etmemizi sağlamıştır. Simya modern bilimin iki ayağından biri olarak da kabul edilir. Modern bilimin bir diğer ayağı ise Felsefedir.

Simyacı yani bir diğer adıyla alşimist; maddeleri altına dönüştürmeyi hedefleyen kimsedir. Simyacı kelimesi Türkçeye Arapçadan geçmiş olup( سيمياء), sözlük anlamı olarak da büyücü, sihir yapan kimse anlamına gelmektedir.

Simya; dünyanın çeşitli yerlerinde, birbirinden bağımsız olarak ortaya çıkmıştır. Simya ile ilk olarak Mezopotamyalılar daha sonra Eski Mısırlılar, İran, Hindistan ve Çin uğraşmıştır. Ortaya çıktığı bölgeler ile beraber Simya çeşitli sınıflandırmalar yaşamıştır. Örneğin: Avrupa Simyası, Hint Simyası, Çin Simyası, Mezopotamya Simyası…

Simyanın Amaçları Nedir?

Simya, her ne kadar farklı coğrafyalarda birbirinden bağımsız bir şekilde gelişse de Simyacıların asıl iki amacı vardır. Bunlar; değersiz metallerden altın elde edebilmek ve ölümsüzlüğü bulmaktır.

Peki altına ulaşma nasıl ortaya çıktı diye sorabilirsiniz. Antik Yunan medeniyetine göre evren dört temel maddeden oluşurdu. Bunlar; ateş, su, toprak ve havaydı. Saydığımız bu dört element dünya üzerindeki her şeyin yapıtaşı olarak sayıldığı için geriye kalan ara elementler bu dört ana element arasındaki ilişkiden var oluyordu. İşte bu ilişkiden hareketle Simyacılar altına ulaşmayı hedeflemişlerdi. Peki amaç olarak neden Altın elementini seçmişlerdi? Aslında bu sorunun cevabı basit. Altın o dönemlerde dünya üzerindeki en saf element olarak kabul ediliyordu. Ayrıca o dönemde de Altın değerli bir maddeydi.

Simya

Kaynak: dünyasözlük.com

Her ne kadar bu amaçları uğruna çabalasalar da Simyacılar, değersiz metallerden altın elde edememiştir. Fakat altını bulmak isterken günlük hayatımızda sıkça kullandığımız birçok maddeyi bulmuşlardır. Örneğin; MS 2. yüzyılda Çinli simyacılar barutu, Avrupalı simyacılar ise cıva, fosfor gibi elementleri keşfetmişlerdir. Yani, simyacıların başarısızlık olarak nitelendirdiği bu deneyler aslında günümüzdeki birçok kimyasal maddenin bulunmasını sağlamıştır.

Simyacıların bir diğer amacı ise ölümsüzlüğü bulabilmektir. Ölümsüzlüğün aranan en önemli maddesi ise hepimizin adını bir yerlerden duyduğumuz Felsefe Taşıdır. Birçok simyacı bu taşı keşfetmek için önemli çalışmalar yapmıştır. Bir rivayete göre 18. yüzyılda Nicolavs Flamell tarafından bu taşın keşfedildiği söylenir.

Simya
Kaynak: fantazya.org

Günümüzde Simya:

Simya Antik Çağlarda başlayıp büyük bir ivmeyle ilerlemişti. Fakat ilerleyen dönemlerde tek tanrılı dinlerin Avrupa’ya hükmetmesi ile önemini kaybetmiştir. 17 ve 18. yüzyılın başlarında Simya Doğudan gelen mistik bir uğraş haline gelmiştir. Günümüzde ise simyaya inanılmamakta fakat uğraşılması zevk veren bir dal olarak var olmaya devam etmektedir.

Gelin şimdi hep beraber bu dönemin en önemli Simyacılarına beraber göz gezdirelim.

Simya Tarihindeki Önemli Simyacılar Kimlerdir?

1- Nicolavs Flamell:

Az önce de bahsettiğimiz Flammel, söylentilere göre Simyacıların en önemli iki amacından biri olan Felsefe Taşını bulmuştur. Flamell her ne kadar bu taşı bulsa da taşı insanlıktan gizlemeyi tercih etmiştir. Gizlemesinin sebebi olarak ise ölümsüzlüğün bu gücü dünyada büyük bir kaosa yol açabilirdi. Abraham adlı bir Yahudiden aldığı gizemli bir kitaptan bilgilerini elde ettiği söylenir. 1418 yılında öldüğü ve gömüldüğü söylenir fakat mezarı açıldığında bulunamamıştır. 1700’lü yıllarda bir operada dönemin simyacıları tarafından görüldüğü ve kaçtığı iddia edilir. (wikipedia )

2- Isaac Newton:

Modern fiziğin kurucusu sayılan Newton, ömrünün son yıllarını Simya ile geçirmiştir. 1969 yılında “Beyaz Işığın Bileşimi” üzerine bir teori ortaya sundu. Bu teoriye göre, ışık küçük cisimlerden meydana geliyordu.

Ayrıca 1687 yılında yayınlamış olduğu Philosophiæ Naturalis Principia Mathematica adlı kitabıyla klasik mekaniğin temellerini de atmıştır.(wikipedia)

Matematik, Mekanik, Kütle Çekimi, Optik gibi birçok bilimsel alanla ilgilenmesine rağmen Isaac Newton neden simyacı sayılmıştı? sorusu eminim ki aklınıza takılmıştır. Yakın dönem içinde kendi laboratuvarı içinde keşfedilen bir not bu sorunun cevabını açığa kavuşturmuştur. Bu notta Newton birtakım gizemli malzemeleri bir araya getirerek herhangi bir metali altına dönüştürmeyi sağlayan Felsefe Taşı’nı elde edebilmiştir. Aslında Newton bu taşı değersiz metallerden altın elde edebilmek için değil ölümsüzlüğü bulabilmek için aramıştı. Ömrünün son yıllarına doğru Newton’u ciddi bir ölüm korkusu sarmıştı ve bu korku onu bu arayış içine sokmuştu. (arkeofili.com)

Birçok düşünüre göre eğer Newton Simya ile uğraşmasaydı günümüzde yer alan birçok ünlü keşiflerinden hiçbiri olmayabilirdi.

3- Cabir Bin Hayyan:

Tarihte “Eczacı” yönüyle öne çıksa da Cabir Bin Hayyan; Nitrik asit, Hidrojen klorür ve Sülfürik Asitin rafine ve kristalize yöntemlerini bulduğu Kral Suyu’nu icat ettiği ve Sitrik asit, Asetik asit, Tartarik Asiti keşif ettiği düşünülmektedir. Ayrıca çok tehlikeli olarak bilinen Arsenik Tozu’nu elde etmeyi başarmıştır.

Kimya alanında sıkça kullanılan Damıtma İmbiğini ve Damıtma Sistemini icat etmiş ve yine Kimya’da “Baz” kavramını ortaya atmıştır.

Eczacılık ve Kimya dışında Metalürji, Astroloji, Felsefe, Fizik, Müzik gibi birçok alanla ilgilenmiştir. Bu alanlarda birçok eser yazmış günümüze sadece bunların sadece 20 tanesi ayakta kalabilmiştir.

4- Thales:

MÖ 620 civarında yaşamış matematikçi, astronom, sokratik öncesi filozof ve simyacıdır. İlk filozoflardan olduğu için felsefe ve bilimin öncüsü olarak sayılır.

Thales’i Simyacı olarak nitelendirmemizi sağlayan iki ana unsur vardır. Thales doğanın akıl ile anlaşılabileceğini savunmuş ve suyu dünyanın ilk öğesi olarak görmüştür. Bu görüşü onun, dünyayı bir tepsi gibi görmesi ve bu tepsiyi suyun taşıdığını baz alan görüşünü ortaya atmasına sebebiyet vermiştir.

Simyacı olarak nitelendirebilmemizi sağlayan diğer unsur MÖ 610-545 yılları arasında yaşadığı düşünülen Anaximandros,apeiron diye adlandırdığı amorf bir prensibi ortaya atmıştır. Anaximenes ise her şeyin kökeninde hava olduğunu söylemiştir. (wikipedia)

Burada kısıtlı sayıda Simyacıyı ele alsak da aslında Simya tarihinde birçok ünlü simyacı mevcuttur. Al-Farabi, Al-Tughrai, Empedokles, Aristo, Roger Bacon, Biruni , İbn-i Haldun, Galileo Galili…

Diğer yazılarımızı buradan okuyabilir ve paylaşabilirsiniz.

Frankenstein-Modern Prometheus

Alternatif Enerji Kaynakları Nedir?

Borderline (Sınırda) Kişilik Bozukluğu Nedir?

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu